M. Es'ad Coşan Araştırma ve Eğitim Merkezi

Bizim çok çalışmamız lazım

M. Es'ad Coşan

Bizi de istemedikleri gazetelerden, siyasî çalışmalardan, temaslardan görülüyor. Doğu’ya doğru geldikçe Sırplar’da, Yunanlılar’da Türk düşmanlığı, İslâm düşmanlığı fazlalaşıyor ve sertleşiyor. Bunu da çok net olarak görüyoruz. Yani iyi duygularla kendisine yaklaşan insanları bile taşlayabiliyorlar. Onları dahi kabul edemiyorlar. Biz de o kadar aşırı tavizi kabul etmiyoruz, onlar da bu kadar taviz verdikleri halde kabul edemiyorlar. Yani Doğu’ya doğru yaklaştıkça, Balkanlar’da bu sertlik artıyor. Avrupa biraz daha hürriyetleri hazmetmiş olduğundan görülmüyor ama temelde halkı tanıdığınız, konuştuğunuz zaman onu anlıyorsunuz. Kendileri için sağladıkları hürriyetler dolayısıyla aralarında hür yaşayabiliyorsunuz. Fakat imkân bulsalar, bizler için o hürriyetleri kısıtlıyorlar. Mesela çocukların vizeyle gelmesiyle ilgili kararlar, Almanya’da Türkler’in artmaması için alınan tedbirler... Gazetelerde bugünlerde konuşulan hususlar bunlar. “Müsaade edersek Türkler’in nüfusu altı milyonu bulur, buna müsaade edemeyiz.” gibi... Halbuki yapılan uluslararası anlaşmalarda -yıllar önceden beri- işçilerin serbest dolaşım hakkının verilmesi gerekiyordu.

Bizi istemedikleri ve bu isteksizliğin de temelinde din farkının, Müslümanlığın yattığı görülüyor. Bunu da dolaylı yollardan siyasî kurumlarla, içtimaî kuruluşlarla, teşkilatlarla aktarıyorlar. Bizim üzerimizdeki baskıları ciddi ve yoğun. Türkiye’deki birtakım sıkıntılar derinden tahlil edilirse, bunların başının altından çıktığı anlaşılabilecek kadar kesin. 

***

Bizim çok çalışmamız lazım, bu bir. İkincisi; birlik ve beraberlik içinde olmamız lazım. 

“Birlik ve beraberlik içinde olalım.” diye herkes lafını söylüyor ama parça parça ve parçalanmaya yol açacak hareketlere devam etmekte... Ve herkes birbirine kızgın, düşman... Harıl harıl herkes birisinin ayağını kaydırmaya çalışıyor. Herkes karşısına kızgınlıkla bakıyor. Halbuki yurdun içinde sulh olacak, sükûn olacak, huzur olacak, muhabbet olacak da, ayrıca biz Avrupa’dan, Balkanlar’dan başlayan Güneydoğu Asya’ya kadar uzanan kuşakta birlik ve beraberliği sağlayarak güçlenebileceğiz. 

Amerika Birleşik Devletleri nasıl Atlas Okyanusu’ndan başlayıp ta kıtanın öbür ucuna uçaklarla bile saatlerce uçup gidecek yerlere kadar koca topraklara, Pasifik Okyanusu’na kadar yerlere sahipse; o birlikten, o beraberlikten... State adında ayrı devletler var ama sanki bir devlet gibi; arabaya bindiğiniz zaman her tarafa gidiyorsunuz, her çeşit hürriyet var, her çeşit çalışmayı yapabiliyorsunuz. O beraberlikler, o toprakların büyüklüğünden çok büyük bereketler hâsıl olmuş. 

Şimdi bizim de Ortadoğu ve Asya’ya doğru topraklara girişimiz, çalışmamız, dolaşımımız rahat olsa; bizim kendi bilgimizi, görgümüzü, teşebbüs kabiliyetimizi oralarda uygulasak; onların petrol gibi ürünlerini biz rahat alsak, ne kadar büyük bir bereket, ne kadar büyük bir kuvvet hâsıl olacak. Onun için bu birlik ve beraberlik konusunda da kuvvetle çalışmak gerekiyor. 

***

Bütün gece kalkıp namaz kılıyor, ibadet ediyor. 

Hatası ne?

Hatası aşırılığında. Yani bu kadar demedi ki Peygamber Efendimiz; ölçülü bir şekilde namaz kılmasını söyledi. Onun için burada bir hata oldu; çok aşırı yapması. Çünkü insanoğlunun çeşitli görevleri ve hayatında yapması gereken çeşitli işler var. Onların hepsini bir tarafa bırakıp hepsini etkileyecek şekilde ibadete düşkünlüğü aşırılık olur, âhireti için dünyasını feda etmek veya dünyasını ihmal etmek olur. Bu tavsiye edilmiyor, dengeli götürmek tavsiye ediliyor. İşte cahilce bir davranış mesela... 

Veyahut kimisi geceleyin uyumuyor, çalışıyor, tesbih çekiyor, zikir yapıyor, namaz kılıyor... Sonra uykusu geliyor; evde namazı kılıyor, camiye gitmeden erken vaktinde kılıyor, yatıyor, uyuyor. Çünkü uykusu geldi. 

Bu da doğru değil. Çünkü sabah namazının camide kılınmasının 27 kat fazla sevabı var. Onu yapmıyor. Mesela cahilce hareket bu...

***

İlim öğrenin, öğrendiğinizi uygulayın. Yeni bir şeyler düşünün, onu yapmak için teşebbüslerde bulunun. Çünkü bir ülkenin insanları başlı başına bağımsız bilimsel çalışmalar yapacak duruma gelmezse o ülke gelişmez. Yani ilim yönünden başka bir ülkeye bağımlı olmadan, kendi başına istediği araştırmaları yapabilmeli.

Tabi bütün insanlar birbirlerine muhtaç. Dünya üzerinde kendi dalında çalışan bütün öteki insanları da tanıyacak, takip edecek ama kendisi de laboratuarında, müessesesinde, araştırma kurumunda müstakil araştırma yapıp, kimsenin bilmediği bir şeyi de ortaya çıkartıp o çalışmayı yapabilecek. Bunlar olmadan yirmibirinci yüzyılda başarı sağlayamayız. 

***

Yirmibirinci yüzyıla giriyoruz, yirmibirinci yüzyıla hazırlanalım diye yurtdışındayım. Yurtdışının teknik imkânlarından, ileri imkânlarından, zenginliklerinden faydalanalım ve bunları halkımızın lehine kardeşlerimiz için kullanalım, kardeşlerimize taşıyalım diye buralardayım. Yine de gideceğim; inşaallah Amerika’ya da, Avustralya’ya da, başka diyarlara da gideceğim. Ve inşaallah Türkiye’de en ileri, en çağdaş, en yüksek seviyede çalışmaları yapmaya girişeceğiz. Elbirliğiyle bu yarışta kimsenin gerisinde kalmadan başarılı olacağız, yükseleceğiz, ilerleyeceğiz. Herkese faydamız olacak inşaallah. Hem dünyamız hem âhiretimiz mâmur olacak, temennim bu.  

Sayfa Başı