M. Es'ad Coşan Araştırma ve Eğitim Merkezi

Hayatımızın en mühim işi nedir?

M. Es'ad Coşan

Şeytan imanın hırsızıdır; alıp kaçmaya çalışır, insanı imansız bırakmaya çalışır. 

Şeytanlar iki çeşit. Bir, cinlerden şeytanlar var; görünmeyen ve bizi aldatmaya çalışan mahlûk.

 إِنَّ الشَّيْطَانَ لَكُمْ عَدُوٌّ فَاتَّخِذُوهُ عَدُوًّا 

İnne’ş-şeytâne leküm adüvvün fettehızûhu adüvvâ.  Şeytan âşikâr bir düşman. Biz de onun düşman olduğunu bilmek ve uyanık olmak zorundayız. 

Bir de şeyâtînü’l-ins, “insanların şeytanları” var. 

Şeytanın iyice emrine girmiş, şeytanlaşmış, tamamen şeytan tarafında çalışan, şeytanın yaptığı işi insanlar arasında insan olarak icra eden kâfir, şeytanlaşmış, hain insanlar var. 

Onlar da imanın hırsızıdır. Onlar da insanın karşısına çıkarlar, mantık, akıl, felsefe yönünden, lafazanlıkla, şaşırtıcı suallerle insanın aklını, fikrini karıştırırlar; imanını tezelzüle, zelzeleye, sarsıntıya uğratırlar, çatırdatırlar, çatlatırlar, patlatırlar. Ondan sonra da iman cevherini alır, kaçar giderler. 

Yani şeytanlaşmış insanlar da var.

O halde ne yapmalıyız?

Kendimizi ve imanımızı hem şeytandan korumalıyız hem de insan suretine girmiş, şeytanlaşmış insanlardan kendimizi korumaya çok dikkat etmeliyiz. 

---

“Hayatımızın en mühim işi nedir?” diye kendi kendimize sorduğumuz zaman hemen ne cevabı vereceğiz? 

En mühim iş, mü’min olmaktır. 

En mühim iş, Allah’ın müslüman kulu olmaktır. 

Ticaret, ziraat, iş, güç, tahsil, hayatın diğer faaliyetleri; bunların hepsi sonra gelir. Önce mü’min olacak, insan bu beratı eline alacak. Mü’min olup o mü’minlik beratını eline aldığı, kalbine imanı yerleştirdiği zaman her işi hayır oluyor, her faaliyeti kâr oluyor, her şeyden sevap kazanıyor, derecesi yükseliyor. 

Onun için siz de kendi kendinize sorun; geleneksel olarak müslümansınız ama geleneksel Müslümanlığı şuurlu Müslümanlık haline yükseltmek lazım. 

“Ben müslümanım elhamdülillah. Anam babam beni müslüman yetiştirdi. Türkiye’de doğdum. Annem babam müslümandı. Dedem hacıydı. Ben de müslümanım.” 

İyi ama sen eğer Almanya’da veya Brezilya’da doğsaydın bile müslüman olmakla mükellef idin. Aklını kullanacaktın, iyi müslüman olacaktın. Yani senin ananın, babanın Müslümanlığından ayrı senin kendi sorumluluğun var. Sen kendin müslüman olmalısın. 

---

Bir de kader, kader-i ilâhî; hayrihî ve şerrihî mine’llâhi teâlâ. Hayır ve şer, hepsi Allah’tan geliyor. Onun için hastalığa da “eyvallah” diyeceğiz, karşılayacağız, sabredeceğiz; nimeti de hoş karşılayacağız, şükredeceğiz. Her şeyin Allah’ın imtihanı olduğunu bileceğiz. Bileceğiz ki zenginlik olduğu zaman görevler var. O imtihan... Hatta o imtihan belki fakirlikten daha zorlu imtihan... 

---

Siz de kendinizi yoklayın: 

Geleneksel müslüman mısınız yoksa şuurlu müslüman mısınız? Bilgili müslüman mısınız yoksa cahil müslüman mısınız? İslâm ile ilgili bilgileriniz kulaktan dolma mı yoksa hadîs-i şerîften, Kur’ân-ı Kerîm’den alma mı? Sağlam kaynaklardan mı öğrendiniz yoksa hurafelerle mi vakit geçiriyorsunuz? 

“Baykuş öterse şöyle olur, tavşan geçerse böyle olur, kedi mırıldarsa böyle olur...” Bu gibi şeylerin dinle aslı, ilgisi, esası yok. Bu esassız şeyleri esaslı şeylerden ayırmanın yolu; ilim. İlim öğrenmek lazım. Okumak lazım. Bu da bir karar değişikliğiyle oluyor. İçinizde bir karar değişikliği olacak: 

“Ben bundan sonra Allah’ın sevgili kulu olacağım! Sevgili kulu olmak için Kur’an’ı öğreneceğim! Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz’in hadîs-i şerîflerini öğreneceğim!” 

---

Hani bir küçük balık önündeki balığı avlamak için arkasından kovalıyor, ağzını açmış o küçük balığı yutacak ama bilmiyor ki arkasında kocaman bir balık onu kovalıyor, o onu yutacak. Arkasındaki büyük balığın farkında değil, önündeki küçük balığı kovalamanın heyecanından arkasındaki daha büyük balıktan gelen tehlikeden haberdar değil. 

“Şaşarım o kimseye ki dünyayı talep ediyor, halbuki ölüm de onun peşinde. Ölüm de onu talep ediyor, ölüm de onun arkasında...” diyor Peygamber Efendimiz. 

---

Kur’ân-ı Kerîm’de de kural böyle:

وَأَنَّ سَعْيَهُ سَوْفَ يُرَى وَأَنْ لَيْسَ لِلْإِنْسَانِ إِلَّا مَا سَعَى

Ve en leyse li’l-insâni illâ ma se’â ve enne sa’yehû sevfe yurâ.  

Ne çalışırsa, neye gayret ederse onun karşılığını göreceği için herkesin çalışması lazım. 

Müslümanın herkesten çok çalışması lazım çünkü dünya üzerinde 1,5 milyar müslüman var, çoğu gafil. Önce gafilleri uyandıracağız. Ondan sonra da 5,5 milyardan 1,5 milyar düşersek, 4 milyar da gayrimüslim var. Onları da adam etmemiz lazım. Cihana İslâm’ı anlatmamız lazım. 

---

Sayfa Başı