M. Es'ad Coşan Araştırma ve Eğitim Merkezi

Sahabe Müslümanlığı Her Yerde Hakkı Söylemektir

M. Es'ad Coşan

Yanlış söyleyen bir insan olduğu zaman; “Yalan söylüyorsun, yanlış söylüyorsun, hata ediyorsun, oyun oynuyorsun, hainliğinden yapıyorsun, dalkavukluğundan yapıyorsun, -neyse neden yapıyorsa- o işin aslı şöyledir.” diye doğrunun söylenmesi lazım.

Namazda iken bile, imamın arkasında el pençe divan dururken bile, imam yanlış okuduğu zaman arkadan düzeltiyoruz. “Yanlış oldu hocam, şöyle olacak.” diye imamın kıraatinde hata olursa düzeltmiyor muyuz? Yanlışa tahammül namazda olmazsa ki namazda olmazsa ne demek? Yani imamın arkasında kuzu kuzu durmak, imama uymak zorundasın. Allahu Ekber diyecek öyle eğileceksin. Önceden eğil, eğilemezsin; önceden namazdan çık, çıkamazsın. Bağlandın imama, imamın emrine girdin, “gık” diyemiyorsun. İmam okuyor, sen dinliyorsun. O disiplin, o intizam, o otorite, o salahiyete rağmen, imam yanlış bir şey yaptığı zaman ne oluyor? Arkadaki düzeltiyor, “yanlış okudun” diyor, “şöyle olacak” diyor.
Hz. Ömer radıyallahu anh, -aşere-i mübeşşere’den, halîfe-i Resûlullah, emîrü’l-mü’minîn, sahabeden-, minbere çıkmış, konuşuyor. Üzerinde bir cübbe var, bir kıyafet var. Belki cübbe değil bir kumaş, ki ganimet malından, ganimet olarak gelmiş. Herkese ikişer metre, ikişer metre kesilmiş, dağıtılmış. Ganimetten herkese iki metre, iki metreden de Hz. Ömer’in üstüne böyle bir giysi çıkmıyor. Çıkmış ve hutbede… Ne kadar önemli! Bizim sahabe ahlâkını anlamamız lazım. Sahabe ahlâkını anlamazsak, sahabe Müslümanlığını tadamazsak, tahakkuk ettiremezsek, zamâne Müslümanlığı berbat... Müslümanlık hangisidir; sahabe Müslümanlığı… Zamânede herkes bir boru öttürüyor; düttürü… Kimisi ulusal düttürü, kimisi kişisel düttürü. Olmuyor.
Sahabe Müslümanlığı…
“Seni dinlemiyoruz yâ Ömer!”
Hutbe esnasında konuşmak yasak! İslâm’da, hatip hutbeye çıktığı zaman konuşmak yok. Allah, Allah!.. Bunlar sahabe; “Seni dinlemiyoruz yâ Ömer!” diyorlar.
“Neden?” diyor.
Hz. Ömer de, on kişiyi devirebilecek, babayiğit, boylu poslu bir kimse, çok güçlü kuvvetli bir insan...
“İnerim şimdi senin imiğini ezerim, tepeni delerim.” demiyor. “Neden?” diyor.
“Yâ Ömer! Senin o sırtındaki kumaştan hepimize verildi ama ikişer metre, ikişer arşın verildi. Biz yapmak istedik bir elbise çıkmadı bize, sana nasıl çıkmış? Hem sen boylu poslusun, bu nasıl çıkmış? Sen halife olduğundan kendine çok mu pay ayırdın? O zaman seni dinlemeyiz, sen haksızlık yapıyorsun.”
Böyle deyince, Hz. Ömer gayet sakin, diyor ki…
O da önemli; hak söylendiği zaman kızmamak… Bu da sahabe ahlâkı işte. Minberin dibinde oğlu var, Abdullah b. Ömer.
“Oğlum Abdullah! Kalk meseleyi izah et.” diyor, başka bir şey demiyor.
Abdullah kalkıyor;
“Ey cemaat!..”
O da evli barklı ayrı bir adam. O da iki arşın almış.
“Ben kendi hakkımı babama verdim. Ekledik, ondan bu kumaşı yaptık. Bu odur. Benim hakkımla beraber yetti de kumaşı öyle yaptık.” diyor.
Adam o zaman; “Özür dilerim.” demiyor. Çok ilginç! Ben çok çok beğeniyorum. “Tamam, şimdi konuş yâ Ömer.” diyor. Yani tatmin oldu. Özür dilemiyor, sorması haklı çünkü. “Sen haksızlık mı yaptın yâ Ömer?” diye sorması haklı. Eh, savunmasını yaptı, tamam. Seni affettim gibilerden “tamam, şimdi konuş” diyor. Müslümanlık bu…[1]
--------------
[1] 1 Haziran 2000, Avustralya.

Sayfa Başı