M. Es'ad Coşan Araştırma ve Eğitim Merkezi

Orta Doğu’da Vahim Oyunlar

M. Es'ad Coşan

Irak, Kuveyt’i işgal etti diye Orta Doğu’da şiddetli bir savaş başlatıldı. İmâm-ı Âzam’ın, Abdülkâdir-i Geylânî hazretlerinin ve daha nice evliyâullahın kabirleri ateş altında; atalarımızın: “Ana gibi yar olmaz, Bağdat gibi diyar olmaz.” sözüyle güzelliğini vurguladıkları, altın kubbelerle süslü efsanevî Bağdat’a bombalar yağıyor, binlerce insan kanlar içinde, milyonlar heba ediliyor, mamureler harabe haline getiriliyor.

Doğu ve Batı blokları soğuk harbi terk ederek, Avrupa’ya bahar havası getirdiler, savaş tehlikesini şuurlu, basiretli fedakârlıklarla üzerlerinden uzaklaştırdılar. Şimdi şom kara bulutlar bîçare İslâm ülkeleri üzerine çökmüş durumda.

İslâm ülkeleri, kendi aziz vatanlarını savaş alanları haline getirmekten, Batılıların Avrupa’da yaptıkları gibi kaçınamazlar mıydı? Elbette kaçabilirlerdi. Ama birçok İslâm ülkesi, basiretsiz ya da hain idarecilerin eline düşmüş. Halk, yakalarını bunların elinden kurtaramıyor; hain ve zalimi alaşağı etmeyi başaramıyor.

Bu değersiz, akılsız, menfaatperest, bencil idarecilerin, emperyalizmin kuklalarının, halklarını yanlış yollara ve felaketlere sürüklemekten vicdanları hiç sızlamıyor.

Dünya siyasetini yönlendiren süper güçler ise gaddar mı gaddar, menfaat ve çıkarları için yapmayacakları kötülük yok!

Nerede kültür, medeniyet, hakkaniyet, insaniyet, hürriyet, uhuvvet, musâvât, sevgi, saygı, hukuk, İnsan Hakları Evrensel Beyannâmesi? Hepsi laftan ibaret, göz boyama, her yerde her zaman çifte standart ve tarafgirlik! Körfez’de kavganın asıl sebebi ne? Petrol, milyarlar, hırslar, menfaatler!

Müttefik devletler, dünya sulhunun vefakâr ve fedakâr bekçileri ve ezilen masum milletlerin gönüllü hürriyet ve istiklal havarîleri oldukları için mi oradalar? Hayır, ne gezer, sırf menfaatleri için; petrol kuyuları elden kaçmasın diye; İsrail’i daha iyi korumak maksadıyla; İslâm ülkelerini bölmek ve birbirine hasım kamplar haline getirmek gayesiyle; Orta Doğu’nun haritasını yeniden düzenleyecek, korudukları bazı ırklara toprak sağlayacak, bazı ülkeleri paylaşacaklar ümidiyle!

Eğer gerçekten hürriyet ve istiklal taraftarı olsalardı dün Saddam’ı İran’a karşı desteklemez, beslemezlerdi.

Biz bu çirkin oyunlara karışmamalı, hatta savaşı önlemek için olanca ağırlığımızı ve caydırıcı muhalefetimizi ortaya koymalıydık. Diğer Orta Doğu ve İslâm ülkeleriyle temasa geçip işi sulh yoluyla, müzâkere yoluyla çözmeye çalışmalıydık. Ölenlerin, ezilen masum halkların veballerine ortak olmamalıydık.

Bunlar yapılmadı. Yanlış kararlar alındı. Savaş kapımıza kadar geldi. Dün Saddam’ı kışkırtıp besleyip İran’ı kırdırttılar, bugün onu tepelemek için bizi teşvik ediyorlar. Yarın da bizi tepeletecek oyunlar hazırlarlar! Ey ilgililer! Onlara hiç güvenmeyin. Yanlış kararlardan hemen dönün; çünkü zararın neresinden dönülse kârdır. Ermeni’yi, Rum’u, Yahudi’yi, Kıbrıs’ı, Bulgaristan’ı, Rus’u, haçlı zihniyetini, emperyalist emelleri göz ardı ederseniz sonunda siz zararlı çıkar, çok pişman olursunuz ama iş işten geçmiş olur.

Tüm inananlar, dürüst aydınlar, vicdanlılar, basiretliler, iyi niyetliler süratle birleşmeli, olanca imkânlarıyla sulh ve salahı sağlamak için çalışmalı.

Kurtuluş doğrulukta, huzur sulhta, selamet Allah korkusunda, saadet hakka hizmettedir.

-----------------------------------------

M. Es'ad Coşan, İslâm Dergisi Başmakaleleri, 245-246.(1991)

Sayfa Başı