M. Es'ad Coşan Araştırma ve Eğitim Merkezi

Dış Politikada ve Türkiye Çevresinde Tehlikeli Gelişmeler

M. Es'ad Coşan

 Kapitalist Amerika ve Avrupa ile komünist Rusya arasındaki yakınlaşma ve anlaşma, bizlere önce dünya sulhu için büyük ümit verdi. Soğuk harp sona eriyor, füze rampaları sökülüyor, atom bombası rezervleri imha ediliyor, ordular geri çekiliyor, düşmanlar dost haline geliyordu.

Rusya demokratikleşmiş, kendi içinde, kendi rızası ile hür cumhuriyetlere bölünmüş, hudutlar açılmış, seyahatler kolaylaşmış, yeni cumhuriyetlerde ticarî ve ekonomik iş birliği imkânları belirmişti. Orta Asya Türk cumhuriyetleri, ağabeyleri Türkiye’ye kucak açıyor, karşılıklı resmi ziyaretler teati ediliyor, 21. yüzyılın “Türk asrı” olacağı söyleniyordu. Karadeniz çevresindeki dost ve düşman devletler bir araya gelmiş, KEİB’i (Karadeniz Ekonomik İş Birliği) kurmuşlardı. Her şey zamanla düzelecek, mallar alınıp satılacak, bölge zengin olacak, insanlar dostça ve kardeşçe yaşayacaklardı.

Sonra yavaş yavaş ortaya acı ve kötü olaylar çıkmaya başladı. Türkî cumhuriyetlerin pek o kadar da hür olmadıkları anlaşıldı. İçlerinde birçok çatışmalar, karışıklıklar vukua geldi.

Ermeniler Azerbaycan’a, Karabağ’a, Nahçıvan’a saldırdı, istilaya, katliama girişti; Gürcistan’da iktidar çatışmaları oldu, yöneticiler değişti, sonra Gürcü ordusu Abhazya’ya hücum etti. Kafkas halkları bunun üzerine birleşti, karşı saldırıyı başlattı.

Fransızlar Ermeniler’e Mirage uçakları vermeye; arada bir Rus generalleri de, Türkiye bu işlere karışırsa üçüncü dünya harbinin çıkabileceğini hatırlatmaya başladılar.

Diğer taraftan Balkanlar’da, parçalanan Yugoslavya’da hızlı gelişmeler başladı: Hâkim ırk olan Sırplar, önce Hırvatlarla ülkeyi bölüşmede menfaat çatışmalarına girdi; Dalmaçya sahillerinde Dubrovnik’i, kuzeydeki diğer bazı Hırvat şehirlerini topa tutup zaptettiler, sonra ansızın müslüman Boşnaklar’ın ekseriyette olduğu Bosna Hersek Cumhuriyeti’ne saldırdılar, korkunç canilik ve hunharlıklarla binlerce masumun canına kıydılar, şehirleri topa tuttular, cenaze merasimlerini bile bombaladılar, camileri, kütüphaneleri yıktılar; söz arasında müslümanları keserek Hıristiyanlığa hizmet ettiklerini vurguladılar; gayelerinin müslümanları tüm Balkanlar’dan hatta Anadolu’dan sürmek ve yok etmek olduğunu açıkladılar.

Kafkaslar’a, Balkanlar’a üzülen, mazlum ve mağdurlara yardım etmeye çalışan Türkiye’de de birdenbire anarşi ve terör olayları tırmanmaya başladı; ülkeyi bölmek istekleri net olarak açığa çıktı, ordu olayları bastırmaya çalışırken, PKK’nın Ermenilerle iş birliğine döndüğü, çeşitli hasım ülkelerden destek aldığı, işin sanıldığından çok daha geniş, ciddi ve vahim olduğu anlaşıldı.

Derken, müşterek askerî tatbikatta, Amerikan uçak gemisi, yeşil devre=green period yani istirahat ve intikal esnasında, plan ve program harici hedef alınmış olarak, iki füzeyle Türk Muavenet zırhlısını vurdu, 5 askerimizi şehit etti, 15’ini yaraladı.

Çok net ve kesin olarak biliyoruz ki tüm müslümanları düşman gören, ayrıca özellikle Türkiye aleyhinde ciddi kötü emeller besleyen dış güçler, hain planlar uygulamaya başlamış; varlık, birlik ve istikbalimize kastetmeye yönelmişlerdir.

Derhal alarm ve teyakkuz haline geçmeli, bu çirkin ve çirkef oyunları bozmaya, bu melun ve menfur emelleri boğmaya hiç zaman geçirmeden var gücümüzle hazırlanmalıyız.

Ülkemiz düşmanlar tarafından bölünebilir, aziz halkımız Bosna-Hersek müslümanlarının durumuna düşürülüp imha olunabilir. Asır, teknoloji ve elektronik asrı olmuştur; üniversitelerimiz, bilim müesseselerimiz, alimlerimiz harekete geçmelidir. Devlet, ordu ve halk olarak en modern silahlarla en gelişmiş elektronik cihazlarla hücum planlarını yapmalı, hazırlıkları geliştirmeliyiz.

İslâmiyet’in selameti ve tüm İslâm âleminin bekası bizim bu kalemizin savunmasına bağlıdır.

Endişe etmeyelim ve mahzun olmayalım ki Allahu Teâlâ’nın vaadi vardır: Nihaî zafer bizim olacaktır.

---------------------------

M. Es'ad Coşan, İlim ve Sanat ve Panzehir Dergileri Başmakaleleri, 95-97 (1992)

Sayfa Başı