M. Es'ad Coşan Araştırma ve Eğitim Merkezi

Tüm Dünyaya Açılmalıyız!

M. Es'ad Coşan

En başta gelen vazifemiz Allahu Teâlâ’ya güzel kulluk etmek, O’nun rızasını kazanmaya çalışmaktır. Bunu da O’nun Resûlü ve Habîb-i Edîbi Muhammed-i Mustafâ sallallahu aleyhi ve âlihî ve sellem’ine tâbi olarak, onun sünnet-i seniyesi yoluyla sağlamak şarttır. Çünkü sünnete aykırı bid’at yolu, Allah’ın sevmediği ve kabul etmediği yoldur.

Çok mühim vazifelerimizden bir diğeri de, insanlara faydalı olmaktır. Çünkü insanların mânevî yönden en hayırlısı, insanlara en çok fayda sağlayanıdır.

Bosna-Hersek ve Çeçenistan olaylarında açıkça görüldüğü üzere, dünyanın çeşitli yerlerindeki mazlum ve mağdur insanların ümidi biziz. Bizden imkânlarımızın üstünde yardım bekliyor ve medet umuyorlar. Bizi Osmanlı Devlet-i Âliyyesi gibi telakki ediyorlar. Bu yanlış da değildir; çünkü dünya üzerinde bizim kadar gelişmiş, nüfusu kalabalık, istiklalini sağlamış başka bir İslâm ülkesi yok. Bizim tarihî birikimlerden oluşan avantajlarımız, ekonomik potansiyelimiz, ahlâk, edep ve zihniyet seviyemiz çok daha yüksek...

O halde cihan halkının bizden ne beklediğini iyi tahlil etmek, önümüze açılan bu çok şerefli ve faziletli hizmet yolunda canla başla çalışmak gerekmektedir. İdealimiz cihanşümul olmalıdır, Allah indinde makbul cinsten olmalıdır, tüm insanların hem maddî hem mânevî yönden faydasına olmalıdır.

Amerika’da, New York’ta görevli bir Amerikan vatandaşıyla konu“şurken, onların bile bizden yardım beklediğini görünce çok şaşırmıştım. Çünkü herkes Amerika’dan yardım görmeye o kadar alıştırılmış ki!..

Artık şurası son derece kesin ki tüm dünya halkına çok faydalı olabiliriz; kendimizi bu yeni göreve göre ayarlamalıyız.

Fikir adamlarımız bu yeni görev üzerinde düşünmeli, kültür kuruluşlarımız bu konu üzerinde çalışmalı, gençlerimiz kendilerini bu ideale göre yetiştirmeli, çalışma imkânına sahip olan yetişmiş elemanlar, bu sahada hizmet etmeye başlamalıdır.

Dünya üzerindeki her ülke, her kültür, her millet üzerinde incelemelere başlamalıyız.

Ulaşım, iletişim, ticaret, seyahat imkânları çok gelişmiş ve kolaylaşmıştır.

Her birimiz kendi zevk, şevk, yetişme şartı, sosyal, kültürel ve iktisadî imkânlarına uygun olarak, verimli çalışabileceği, faydalı olabileceği bir ülke seçmeli, ora ile münasebetlerini ilerletmeye ve geliştirmeye çalışmalıdır.

O ülkenin dilini, dinini, kültürünü, tarihini yakından tanımalı, çalışma ve hizmet stratejisini ona göre düzenlemelidir.

Şu anda Çin’de, Sibirya’da, Avustralya’da, Güney ve Orta Amerika gibi tahmin etmediğimiz ülkelerde bile güzel İslâmî gelişme emareleri belirmiştir.

İslâm kardeşliği kitaplarda değil, yaşanan hayatta fiilen tahakkuk etmelidir. Müslümanlar sadece camide, cumada, hacda, umrede değil, cihana yön verecek sosyal, kültürel, dinî, iktisadî, ticarî konularda da bir araya gelmeli, güçlerini birleştirmelidir.

Bu hayal değil, kâbil-i tatbîk, realist bir tekliftir. Dünya üzerinde sandığımızdan çok daha fazla kardeşe, güce, imkâna ve avantaja “sahip bulunuyoruz.

Onlar kucak açmış bizi bekliyor, bizi kendilerine davet ediyorlar. Allah bize feraset, şuur, gayret ve kuvvet ihsan eylesin…”

-----------------------------

*   M. Es’ad Coşan, İlim ve Sanat ve Panzehir Dergileri Başmakaleleri, 112, 113. (1996)

Sayfa Başı