M. Es'ad Coşan Araştırma ve Eğitim Merkezi

Yurdumuzda İki Kadın Tipi

M. Es'ad Coşan

Anadolumuz’da köy kadınlarımız, kadın nüfusumuzun çoğunluğunu teşkil eder. Fevkalade çalışkan ve verimlidirler. Bu konuda erkeklerden ileridirler; çünkü erkeklerin akşamları ve kış günlerinde ‘kahve’de vakit öldürdüğü zamanda onlar iş başındadırlar. Tarlada çalışır, ev işlerini yapar, yemek pişirir, bulaşık ve çamaşırları yıkar, dikiş diker, el işi işler, yün eğirir, kazak örer, çocuk bakar, evlat yetiştirirler.

Genellikle genç yaşta evlendirilir, sorumluluk yüklenirler. Erkeklerine sadık, evlerine bağlıdırlar. Altın, bilezik ve beşibiryerdelerden başka pek süsleri yoktur. Elleri kınalıdır. Renk renk basma pazenle sade elbiseler, bol şalvarlar giyinirler, geniş başörtüleri örterler. Doğum kontrolü bilmez, peş peşe çocuk sahibi olurlar. Yeni çocukların bakım zarureti, küçük ablalarını da daha çocukluk yaşlarında ciddi işler becermeye, çalışmaya çeker.

Çocuklarını masallar ve ninnilerle büyütür, temiz örf ve âdetlerimize uygun, dürüst ve tahsilli yetiştirmeye çalışırlar. Çünkü ‘okumuş adam’ olmak çok önemlidir.

Kendi aralarında toparlanır, hem iş yapar hem eğlenirler, yazdan kışa hazırlanırlar, genç kızlar çeyiz telaşındadır. Sohbetlerde bile eller boş durmaz, gergef işler, örgü örer durur; çünkü boş durmak ayıptır.

Kısmeti çıkma veya çocukların tahsili, köy arazisinin verimsizliği gibi sebeplerle kasabaya, şehre göçenler olur. Orada kenar mahallelerde yaşar, fabrikalarda çalışırlar. Maddî durumu daha iyi olanlar şehirlerin memurlarına, esnafına orta sınıfına katılırlar.

Karşı zıt kutupta şehirlerin çokbilmiş, yüksek tabaka, modern kadınları vardır. Şu kış günlerinde Avrupa’dan alınma pahalı kürklere bürünmüş, başlarına kürk şapkalar geçirmişlerdir; pahalı yılan derisi çantaları ile uyumlu yüksek topuklu çizmeler giyerler.

Yüzlerinin derisi yazın plajda yüzmekten, kışın Uludağ’da kızak kaymaktan yanık kırmızı-kahverengidir. Yüzlerinin tüyleri yolunmuş, kaşları alınmıştır; dudakları rujlu, saçları meçli, kirpikleri takma, dişleri altın kaplamadır; her bir parmaklarında başka yüzükler vardır.

Kullanılan gece ve gündüz kremlerinden, güzellik boya ve ilaçlarından derileri deforme olmuş, buruşmaya, kırışmaya, sarkmaya, anormalleşmeye başlamıştır.

Evlerinde Anadolu’dan ucuz fiyata getirtip çalıştırdıkları itimatlı kadınlar, bacılar işlerini görür, çocuklarına bakar, yemek pişirir, çamaşırları yıkar, evi temizlerler. Çünkü kendileri sadece kocalarıyla meşgul (!) olmak görevini kabullenirler.

Gündüz günlere gider, süpermarketlerde, lüks semtlerdeki dükkânlarda alış veriş yaparlar. Akşamları danslı toplantılara katılır, şaşaalı gece tuvaletleri giyer, göz kamaştırıcı mücevherat takınır, kadehler ellerinde fotoğrafçılara, gazetelerin sosyete sütunları için poz verirler. Geceleri sabaha kadar oynar, yutar veya yutulurlar.

Haftanın bazı günleri arkadaşları ile birlikte vicdanlarının sesini bastırmak için çocuk yuvalarına, düşkünler evlerine filan gider eski elbiselerini hediye dağıtırlar. Doğum kontrol çalışmalarına gönüllü katılır, Batı’nın arzusu üzere Anadolu analarının doğurganlıklarını firenlemeye çalışırlar. Haa, bir de ilerici dernekler kurar, sanki alçakmış gibi Türk kadınlarını yükseltmeye (!), kendilerine benzetmeye, örfünden, âdetinden koparmaya, imanından, örtüsünden ayırmaya çalışırlar. Kendileri gibi düşünmeyenlere –kocalarının nüfuz ve itibarına da dayanarak– veryansın hücum ederler. Bizim Kadın ve Aile dergimiz gibi dergilerin derhal kapatılmasını salık verir, fikir farklılığına tahammül edemez, din ve vicdan hürriyetini ayaklar altına alır, kızar, köpürür, bir türlü tatmin ve teskin olmazlar.

Allah bu verimsiz ve parazit tiplerin şerrinden ve şirretliğinden milletimizi korusun, onları ıslah eylesin veya neslini, kökünü kurutsun!

Bizler Anadolu’nun temiz analarının, kahraman ve çilekeş hanımlarının safında yer almalı, önlerinde derin saygıyla eğilmeli, adlarına anıtlar, abideler dikmeli, haklarında destanlar düzmeliyiz ki şeref ve asalet asıl onların hakkıdır.

-----------------

* M. Es'ad Coşan, Kadın ve Aile Dergisi Başmakaleleri, 76-78 (1987)

Sayfa Başı