M. Es'ad Coşan Araştırma ve Eğitim Merkezi

Gerçekçi Olmak Batılı Terk Edip Hakka Dönmek Şart!

M. Es'ad Coşan

Elhamdülillah mü’min ve müslümanız; iki cihan huzur ve saadetinin kaynağı ve ana temeli imandır; doğru, mantıklı, sıhhatli, Allahu Teâlâ’nın kabul edeceği, hoşnut ve razı olacağı bir iman... Hayatta, tüm çalışmalarımızda bize bu iman ışık tutar. Biz bu iman ile yaşar; mal-mülk, evlat-aile, mevki-makam, servet-şöhret neyimiz varsa bu yolda feda ederiz; gerekirse seve seve canımızı veririz.

Bizim ana düşüncemiz asla dünya menfaati, kazanç hırsı, iktidar aşkı, zevk ü sefâ hevesi, riyaset ve hâkimiyet ihtirası değildir. Çünkü bunların hepsinin fâni olduğunu, âhirette hepsinin hesabının sorulacağını biliyoruz ama dinimizin bize verdiği emirler, vazifeler, sorumluluklar var. Allah için onları yapmak zorundayız; insanlara hakkı ve hayrı öğretmek ve yaptırmak, zulmü ve zorbalığı engellemek, kötülükleri izale eylemek, yerlerine iyi ve güzeli ikâme eylemek, herkese iyilik yapmaya, herkesi gerçek mânada mutlu ve bahtiyar kılmaya çalışmak niyetindeyiz. Onun için toplumla, devletle, çevremizdeki tüm olaylar ve gelişmelerle; kültürel ve ekonomik, siyasî ve askerî, milli ve beynelmilel tüm konularla dinamik bir şekilde ilgileniyoruz.

Bu toprakların ve diğer ecdat yadigârlarının sahibi ve bekçisi olduğumuz için; kimsenin bunlara kem gözle bakmasına, zarar vermeye çalışmasına tahammül edemeyiz. Güçsüz veya korkak değil, sabırlı ve teenniliyiz. Asıl suçluyu cezalandırırken, bir masumun kılına bile zarar vermek istemeyiz; bunun için ince eleyip sık dokuyor, adalete sevgi ve saygı duyuyor, nice sabır taşıracak çirkin davranışın karşısında itidal ve tahammül gösteriyoruz.

Devlet yöneticileri, ülkemizde 70 yıldır tarihin akışına ters, sosyal gerçeklere, bilimsel araştırma sonuçlarına aykırı müthiş bir değişim gerçekleştirmeye çalıştı, 700 yıllık milli dış politikayı terk etti; milli kültürü, örf ve âdetleri, edebiyat, dil ve yazıyı, kılık kıyafeti, ahlâk anlayışımızı, tüm yaşantımızı hıristiyan Batı zevk ve zihniyetine uygun hale getirmeye olağanüstü gayret sarf etti; milletimizi asil ve büyük yapan kökleri kuruttu, ezelî düşmanlarımızla ittifak ederek, milli değerlerimizi, kültürel eserlerimizi, iman ve ahlâkımızı korkunç bir barbarlıkla tahribe koyuldu...

Şimdi bu sakim ve vahim çalışmaların sonuçlarını görüyor ve yaşıyoruz: Katil ve haydut bir nesil, rüşvetçi ve hırsız bir yönetim kadrosu, perişan bir milli bütçe, zalimce sömürülen masum bir halk, parçalanmak istenen zavallı bir vatan, geri kalmış bir kalkınma, dışa bağımlı, haysiyetsiz bir dış politika, kendilerinden medet uman soydaş ve kardeşlerine el uzatamayan pısırık bir devlet, komşularla iyi bölgesel ilişki ve iş birlikleri geliştirememiş yalnız bir millet... Bu manzara cihanşümul bir devletten sonra, tam düşmanların istediği, için için gülüp, şıkır şıkır oynadığı bir rezalet tablosu. Bu durumun tarihî ve yaşayan sorumluları mutlaka tespit edilip yargılanmalı, hak ettikleri cezalarını bulmalı...

Şimdi bizler ne yapmalıyız? Mühim olan mesele bu! Süratle ve derhal kendi öz benliğimize dönmeli, Balkanlar’dan Kafkasya’ya, Orta Asya’dan Uzak Doğu’ya, Avrupa’dan Afrika’ya kadarki bölgelerde yaşayan, bizi seven, bize hürmet besleyen, bizden medet uman, bizimle tarihî ve kültürel bağları olan milyonlarca insana sahip çıkıp, önderlik ve rehberlik etmeliyiz. Yönümüzü, bizi asla sevemeyen, bize karşı besledikleri yobazca kin ve nefreti, bizim bütün iyi niyet gösterilerimize ve dostluk jestlerimize rağmen, üzerlerinden atamayan acımasız ve kalleş, sömürücü ve dönek, hunhar ve barbar, iki yüzlü ve çifte standartlı Batı’dan çevirip, dünya üzerindeki eski asil ve tarihî misyonumuzu edâ ve îfâya yeniden yönelmeliyiz. Dünyada bir küfür düzeni var, bir de iman; biz küfür güruhundan sıyrılmalı, iman grubunun tekrar başına geçmeliyiz; salah ve felah, huzur ve refah, potansiyel ve dinamizm, istikbal ve imkân bu tarafta; kendimizi ve insanlığı ancak böylece kurtarabiliriz.

Bunun için her yönden var gücümüzle teçhizatlanmalıyız; detayı ilim ve teknik, birlik ve beraberlik, araştırma ve meşveret, ihlas ve gayret ortaya çıkaracak. Allah mü’minlerin yardımcısı olsun! Müslümanları aziz ve muzaffer, muvaffak ve galip eylesin!

----------------------------------------

*  M. Es'ad Coşan, İlim ve Sanat ve Panzehir Dergileri Başmakaleleri, 104-106 (1993). 

Sayfa Başı