M. Es'ad Coşan Araştırma ve Eğitim Merkezi

Dış Politikamızda Yeni Ufuklar

M. Es'ad Coşan

1988 yılının ilk aylarında yaptığım Avustralya yolculuğunun gidiş ve dönüşünde, bazı müslüman ve gayrimüslim ülkeleri, değişik iklim, kültür ve medeniyetleri mahallerinde görme ve inceleme fırsatı bulmuş oldum. Tezatlardan etkilendim; görüşlerimde gelişme ve değişmeler meydana geldi; seyahatlerin ve coğrafî keşiflerin Avrupalılar’a ne kadar büyük avantajlar sağladığını, ne geniş zenginlikler kazandırdığını gözlerimle gördüm.

Biz de artık fert ve millet olarak şuurlu ve dikkatli bir şekilde yeni ufuklara doğru açılmalıyız.

Genel bir prensip olarak tüm okuyucularıma çeşitli fırsatları değerlendirerek dış seyahatler yapmalarını, diğer ülkelerden dostlar ve arkadaşlar edinmelerini, ticarî, kültürel temaslar sağlamalarını, hatta mümkünse evlilik yoluyla ilişkiler kurmalarını içten tavsiye ederim. Her aydın kardeşimiz, kendisine bir dış ülkeyi seçsin; onun dilini, kültürünü, tarihini, coğrafyasını, ekonomik ve ticarî imkânlarını incelesin ve o yönde uzmanlaşsın.

İzlenimlerime göre devlet ve milletçe kandırılmış, “sadece Batıya yönelmek” gibi son derece yanlış ve saçma bir saplantıya düşürülmüşüz. İlericilerimiz bu konuda kör bir taassubu hâlâ sürdürüyorlar. Halbuki Batı dışında diğer bölgelerde, yakın çevremizde, Afrika, Asya, Avustralya ve özellikle Orta ve Uzakdoğu’da ülkemiz ve milletimiz için çok büyük imkânlar ve menfaatler olduğu, kısa bir incelemede bile derhal görülüyor.

Asırlar boyu idaremiz altında bulunmuş olan Ortadoğu ülkelerine uzun yıllar lakayt kalmış ve oraları başkalarının istismarına terk etmişiz; şimdi bunun acı sonuçlarını görüyoruz; bu yüzden artık ülke emniyetimiz bile tehdit altında bulunuyor. Balkan ülkelerindeki ırkdaş ve dindaşlarımız da bizim ihmalimiz ve kaçırdığımız fırsatlar yüzünden şimdi son derece zor şartlar içinde yaşamakta. Tarih boyu yakın ilişkiler kurduğumuz ve şimdi Doğu Türkistan’ımızın bile idaresi altına düştüğü, milyarlık nüfuslu muazzam Çin ülkesinin dil, kültür ve politikasını nasıl gözden ve ilgimizden uzak tutmuşuz! Çok yakın tarih, din ve kültür bağlarıyla bağlı bulunduğumuz Hint kıtası halklarıyla (Pakistan, Hindistan, Bangladeş vs.) ilişki ve iş birliğimiz niye son derece kifayetsiz seviyede kalmış? Egzotik ve esrarengiz Güneydoğu Asya’da, Tayland (Sıyam), Malezya, Endonezya, Filipinler... nice müslümanlar var ki bizi biliyor, seviyor ve sayıyorlar, ama bizim onlardan haberimiz yok. Niçin oralara uzanmamışız, yayılmamışız? Geçen asırda Avrupa’nın küçük devletleri emperyalist amaçlarla bölgede cirit atar, şahâne güzellikteki adaları, uçsuz bucaksız geniş ülkeleri ve tarifsiz zenginlikleri sömürürken bizim yarı ve geri Tanzimat aydınlarımız maalesef sadece birbirleriyle uğraşmış, dıştan destek alarak devlete baş kaldırmış, azınlıklarla birleşip yıkıcı faaliyetlere girişmiş, milletimizin asıl tarihine, yüce dinine, temiz örfüne hücum ederek oyalanmışlar.

Gafil aydınlarımızın çoğu şimdi de kalkmış, olanca hızları ve güçleri ile Avrupa Topluluğuna girmeye çalışıyorlar. Bu büyük bir hata ve vebaldir. Milli benlik ve kültürümüzü mahva, ülkemizin eşsiz zenginliklerini yabancıların sömürgesine ve istiklalimizi siyasî esarete götürecek tarihî bir intihardır.

Halbuki nüfus, itibar, bilim ve üretim seviyemiz, kültürel ve teknolojik pozisyon ve kadromuz, kendi milli menfaatlerimize çok daha uygun alternatifler bulmaya elverişli ve yeterlidir. Hâlâ büyük atılım fırsatlarına, dışa açılma imkânlarına sahip bulunuyoruz.

İkaz ve işaretlerden uyanmalı, özellikle dış politika tercihlerimizi ilme, basirete, akla, mantığa uygun olarak yapmalı, Batı’dan başka yönlere enerjik girişimlerle yönelmeli, uydu olmak yerine, lider ülke durumuna gelmeye çalışmalıyız.

Aksi takdirde korkarım ki zamanla Afrika’nın geri devletlerinden bile daha zavallı duruma düşeceğiz.

---------------------------------------

*  M. Es'ad Coşan, İlim ve Sanat ve Panzehir Dergileri Başmakaleleri, 54-56

Sayfa Başı